İçeriğe geç
Delta Kampüs
Ölçme Değerlendirme    ·  5 dk okuma

Deneme sınavı sonucu nasıl okunur? Puanın ötesindeki veri

Özet

Bir deneme sonucunda puan, en az bilgi veren sayıdır. Aynı puanı alan iki öğrencinin sorunları bambaşka olabilir. Bu yazıda bir sonucu hangi sırayla okuyacağınızı, hangi işaretin neye işaret ettiğini ve sonucu çalışma planına nasıl çevireceğinizi anlatıyoruz.

Puan tek başına ne söyler?

İki öğrenci düşünün: ikisi de 100 üzerinden 55 almış. Birincisi 40 soruyu doğru, 25'ini yanlış yapmış, hiç boş bırakmamış. İkincisi 30 doğru, 5 yanlış, 30 boş. Puanları aynı, sorunları taban tabana zıt.

Birinci öğrenci bilmediği soruya da giriyor; eleme yapamıyor ve muhtemelen yanlışın doğruyu götürdüğü bir sınavda ciddi puan kaybedecek. Sorunu bilgi değil, karar verme. İkinci öğrenci bildiğini doğru yapıyor ama sınavın üçte birine hiç dokunamamış; sorunu ya zaman ya da konu eksiği.

Bu iki öğrenciye aynı tavsiyeyi vermek — "daha çok soru çöz" — birincisinde işe yaramaz, hatta zarar verir. Bu yüzden sonucu okumaya puandan değil, dağılımdan başlamak gerekir.

Sonuç okuma sırası: boş → yanlış → konu kırılımı → zaman → yüzdelik dilim. Puan en sonda, yalnız bir özet olarak bakılır.

Boş sayısı: bilgi eksiği mi, zaman sorunu mu?

Boş sorular en çok bilgi veren veridir, çünkü nerede bırakıldıkları bir desen oluşturur.

Boşlar sınavın sonunda toplanmışsa sorun neredeyse kesin olarak zamandır. Öğrenci soruları biliyor olabilir ama yetiştirememiştir. Çözüm, soru seçme ve atlama stratejisi çalışmaktır: zor soruda takılmadan geçmeyi, sonra dönmeyi öğretmek.

Boşlar belirli konularda kümelenmişse sorun bilgidir ve konu analizi bunu zaten gösterecektir.

Boşlar sınavın her yerine serpilmişse üçüncü bir ihtimal vardır: öğrenci emin olmadığı soruyu boş bırakmayı tercih ediyordur. Bu, yanlışın doğruyu götürdüğü sınavlarda doğru bir stratejidir; götürmediği sınavlarda ise puan kaybıdır. Öğrencinin girdiği sınavın kuralını bilip bilmediğini kontrol edin.

Dijital sınavda bir avantaj daha vardır: öğrencinin soruyu görüp görmediğini bilirsiniz. Hiç açılmamış bir soruyla, açılıp otuz saniye bakılıp boş bırakılmış bir soru aynı şey değildir.

Yanlış dağılımı ve net hesabı

Yanlış sayısı, öğrencinin risk alma eğilimini gösterir. Yanlışın doğruyu götürdüğü sınavlarda (örneğin dörtte bir veya beşte bir katsayıyla) net hesabı zorunludur; götürmediği sınavlarda ise boş bırakmanın hiçbir anlamı yoktur ve öğrenciye bu açıkça söylenmelidir.

Yanlışları okurken şıkların dağılımına bakın. Bir soruda sınıfın çoğunluğu aynı yanlış şıkta toplanmışsa bu "bilinmiyor" değil, "yanlış öğrenilmiş" demektir — çeldirici, yaygın bir kavram yanılgısını yakalamıştır. Bu tür sorular ders anlatımında doğrudan kullanılmalıdır.

Yanlışlar rastgele dağılmışsa, öğrenci tahmin ediyordur. Tahminle gelen doğrular da puanı şişirdiği için, bu öğrencinin gerçek seviyesi göründüğünden düşüktür.

Konu analizi: asıl yol haritası

Konu kırılımı, sonucun en işe yarar kısmıdır: her konuda kaç soru çıktığı, kaçının doğru yapıldığı ve oranın ne olduğu. İyi bir sonuç ekranı bunu tabloyla değil, sıralamayla verir — en zayıf konu en üstte.

Okurken iki tuzağa dikkat edin. Birincisi az soru tuzağıdır: bir konudan tek soru çıkmış ve yanlış yapılmışsa "%0 başarı" yazar, ama bu bir ölçüm değildir. En az üç soru çıkan konulara bakın. İkincisi tek deneme tuzağıdır: bir denemedeki kötü sonuç o günkü dikkat dağınıklığından da olabilir. Aynı konu iki-üç denemede üst üste zayıf çıkıyorsa gerçek bir açıktır.

Konu analizinin değeri, doğrudan bir eyleme bağlandığında ortaya çıkar. Zayıf konu tespit edildiği anda o konudan bir ek test atanabiliyorsa, analiz bir rapor olmaktan çıkıp çalışma planına dönüşür. Bir hafta sonra aynı konudan ikinci ölçüm yapıldığında gerçekten kapanıp kapanmadığını da görürsünüz.

Pratik kural: bir öğrenciye aynı anda en fazla üç zayıf konu verin. Sekiz konuluk bir liste, hiçbirine çalışılmaması demektir.

Zaman kullanımı: dijitalin asıl kazandırdığı veri

Kâğıt sınavda hiç göremediğiniz veri, öğrencinin hangi soruda ne kadar kaldığıdır. Dijital sınavda bu ölçülebilir ve çoğu zaman puandan daha öğreticidir.

Aranacak desenler:

  • Tek bir soruda orantısız uzun süre — öğrenci takıldığında bırakmayı bilmiyor.
  • Sınavın ilk yarısında yavaş, ikinci yarısında çok hızlı — zaman paniği; son sorular okunmadan işaretlenmiş olabilir.
  • Doğru yapılan sorularda uzun süre — bilgi var ama otomatikleşmemiş; pratik gerekiyor.
  • Yanlış yapılan sorularda çok kısa süre — okumadan işaretleme veya dikkatsizlik.

Bu desenlerin her biri farklı bir müdahale gerektirir ve hiçbiri puana bakarak görülmez.

Yüzdelik dilim: kurum içi mi, ülke geneli mi?

Puanın anlamı, karşılaştırıldığı gruba bağlıdır. 55 puan, sınıf ortalaması 40 olan bir denemede iyi; 75 olan bir denemede kötüdür. Bu yüzden ham puan yerine yüzdelik dilim konuşulmalıdır.

Ama hangi dilim? Kurum içi sıralama, öğrencinin kendi grubundaki yerini gösterir ve haftalık takip için yeterlidir. Ülke geneli sıralama ise hedefe olan gerçek mesafeyi gösterir; ancak bunun için denemenin geniş bir katılımcı grubuyla yapılmış olması gerekir.

Küçük kurumlarda kurum içi sıralama yanıltıcı olabilir: on beş kişilik bir grupta birinci olmak, ülke genelinde ortalamanın altında olmayı gizleyebilir. Ortak deneme organizasyonlarına katılmak veya platform genelindeki sınavları kullanmak bu körlüğü giderir.

Veliye gösterilecek sayı da budur. Sınıf sırası göstermek diğer öğrencilerin performansını dolaylı olarak açıklar; yüzdelik dilim aynı bilgiyi bu sorunu yaratmadan verir.

Sonucu öğrenciyle konuşmak

Sonuç görüşmesi genellikle puanla başlar ve orada biter. Daha verimli bir sıra şudur: önce öğrenciye "sence hangi konuda zorlandın?" diye sorun, sonra ekranı birlikte açın.

Öğrencinin tahminiyle verinin uyuşup uyuşmadığı tek başına bir bilgidir. Uyuşuyorsa öğrenci kendi durumunun farkındadır, doğrudan plana geçebilirsiniz. Uyuşmuyorsa — ki sık olur — asıl konuşulması gereken budur: öğrenci çalıştığı için bildiğini sanıyordur, oysa ölçüm aksini söylüyordur.

Görüşmeyi somut bir çıktıyla kapatın: üç konu, her birine bir ek test ve bir tarih. "Daha çok çalış" ile biten görüşmelerin ölçülebilir bir sonucu yoktur.

Sonucu veliyle konuşmak

Veli çoğu zaman tek bir sayı duymak ister ve o sayıya göre tepki verir. Görüşmeyi eğilim üzerine kurmak bunu değiştirir: üç denemelik bir grafik, tek bir puandan çok daha sağlıklı bir zemindir.

Söylenmesi gereken üç şey vardır: nerede duruyoruz, hangi yönde gidiyoruz, bu hafta ne yapılacak. Üçüncüsü olmadan görüşme, velinin evde baskı kurmasıyla sonuçlanır ve bu genellikle işleri kötüleştirir.

Veli portalı bu görüşmenin içeriğini değiştirir: veli sonucu zaten görmüştür, "ne oldu" sorusu ortadan kalkar ve konuşma doğrudan "ne yapacağız" sorusundan başlar. Ayrıntısı için veli iletişimi yazımıza bakabilirsiniz.

Özet: dört soruluk okuma listesi

Her sonucu açtığınızda sırasıyla şunu sorun:

  • Boşlar nerede toplanmış — sonda mı, belirli konularda mı?
  • Yanlışlar tahminden mi geliyor, yoksa belirli bir çeldiricide mi toplanmış?
  • Hangi üç konu üst üste ikinci kez zayıf çıkıyor?
  • Zaman nerede kaybedilmiş?

Bu dört sorunun cevabı elinizdeyse, o öğrenci için bir haftalık plan on dakikada çıkar. Puan, bu planın sonunda kendiliğinden yükselir.


Kurumunuzda bu süreçleri nasıl kurabileceğinizi konuşmak isterseniz bize yazın ya da +90 532 397 85 22 numarasından arayın.

Bunlar da ilginizi çekebilir